Çarşamba, Haziran 04, 2014

BEN HALİ | Tek cümle

Tek bir cümle. İçine bir dolu şey sığan koca bir günün ardından bazen tek bir cümle kalıyor. Ben de uzanıp uyku moduna geçtiğimde bazen o günü tek bir cümleyle uğurluyorum. Ders çıkarmak gibi bir niyetim yok. Zaten öyle bir iddiam da yok. Çünkü hayat ve getirdikleri kendi başımıza çıkardığımız dersler karşısında o kadar dirençli, güçlü ve başka ki.

Bu cümlelerse arada bir kendi içimizi derleyip toplamak açısından güzel. Ben de derleme toplama yaparken atmaya kıyamayıp yazdıklarıma rastladım geçen gün. Bir köşede durmalarının bana bir zararı yok dedim ve o köşe olarak da bu post'u seçtim... Ama kendi yaşadıklarımdan ama başka şeylerden yola çıkmışım, kendime bu cümleleri söylemişim. Fotoğraflar da yine mis gibi, sıcacık bir pazardan. Naif, dingin, keyifli bir Urla gününden.


Öncelikle çok klasik ama gül. Kocaman gül. Hem gülmek yüzde 17 adele çalıştırıyorken, somurtmak için 43 adele çalışıyormuş! Adeleleri çok yormanın ne gereği var :o

Sıranı bekle. Eğer herkese yetecek iyilik, hepimizin dibe vuracağı zamanlar, hepimizi dipten zirveye zıplatacak mucizeler olmasaydı  bu kadar çoğalabilmemizin imkanı var mıydı...

Gerçekçi ol. Hayal denen gerçeği de yadsımadan.

Bonkör ol. Verimli harca. Zamanını, emeğini, paranı, sevgini...

Seni en çok sevenler hayatın sana en güzel jestleri. Onlara sıradanmış gibi davranma.


Kendi seçtiğin kardeşlerin, çokça paylaşacağın dostların olsun.

Olumsuzunu görmeden olumlusunun değerini anlayamayacağımız zamanlar var ya. Bir yığın zorluğu atlatıp derin bir nefes aldığında büyük bir teşekkürü de o zamanlar hak ediyor. İhmal etme.

Büyük başarıların, büyük mutlulukların arkası hep küçük adımlarla dolu. Küçük adımları önemse.

Mutlu olmanın bir yolu da mutlu etmek. Mutlu et.

Bir çocuğun gülümseme nedeni olmanın güzelliğini sık sık yaşa.

Ardına bakma. Geçmişe bakıp değiştirebileceğin hiçbir şey yok.

Sadece işinden ibaret bir insan olma.

Bazen boş boş tavanı izle. Garip bir şekilde iyi geliyor.

Güzel zamanları fotoğrafla. Zaman ancak bu şekilde kendini dondurabilme lüksü veriyor.

Ve risk al. Küçük büyük. Sonunu kestiremeyeceğin heyecanla sarılabileceğin bir şeyler olsun.


Sizin de derleme toplama yaptığınız zamanlar illa ki vardır. Ve sizin de atmaya kıyamadıklarınızı bu yazı altına eklesek ne güzel olur. Belki kendi bolluğundan bizden alacaklarına ihtiyacı yok ama, bizim biriktirdiklerimiz de hayatta bir renk olmuş olur.

Herkese mutlu haftalar!


Devamını Oku

Çarşamba, Mayıs 28, 2014

STİL | Siyah


ASAM_0166slında bu fotoğraflar çekildiğinde ve neredeyse baştan aşağı siyahlara büründüğüm bu günde amacım protestoydu. Yaz burnumuzda tüterken bir bahar sessiz kalan yağmur Nisan ortasından sonra iyice gitmek bilmez olmuştu.

Fazlaca sıkan bu durumu siyahlarla protesto etsem de tabii ki doğaya sözüm geçmedi. O yine bildiğini yaptı. Bir süre daha öyle devam etti ve şimdilerde güneşle gönlümüzü alıyor.




Biz de güneşle renklere doyarken içim birden burkuldu. Siyah için! Tatsız durumlarda sesimize ses aradığımızda hiç düşünmeden yanımıza onu aldığımız için. Olumsuz her tavrımızda mimlenmek istiyormu acaba hiç umursamadan!

Bu zamanlarda bile bize hep arka çıktığına göre aslında o çok fedakar ve vefalı. O yüzden ben de bugün ruhunu okşamak için bendeki başka izlenimleri adına teşekkür ediyorum. Mesela kurtarıcılığına teşekkür ediyorum. Kamufle etmesini, giy-çık durumları en iyi şekilde kotarmasını, çabasız olmasını, joker olmasını çok seviyorum. Basit olabildiği kadar zordan da korkmayacak yüreklilikte olmasına gıpta ediyorum. Hemen her renkle iyi anlaşabilecek kadar arkadaş canlısı olması da harika! Mesela benim bu kombinimde maviyle baya sıkı fıkı oldular.

Hadi sizin de siyaha söyleyecekleriniz varsa buradan hep beraber kendisine iletelim.

Protestoya gelince? Ondan vazgeçtim! :p

Herkese mutlu haftalar! :)
Devamını Oku

Pazar, Mayıs 25, 2014

GEZİ |Yakındaki uzak

DSCF9521

Günlerdir yazamıyorum. Daha doğrusu yazmaya vakit bulamıyordum. Daha acısı bu aralar sadece uyumaya vakit bulabiliyorum. Hatta gecelerle gündüzler birbirine kördüğüm olmuş ayıramıyorum desem de abartmış olmam. :o Bu kadar sızlanmamın sebebi de geçirdiğim kısacık ama çok huzurlu üç günün ardından bastıran şiddetli yoğunluk karşısındaki şaşkınlığım. Yine bu fotoğrafların çekildiği güne ışınlansam olmaz mı!

DSCF9516

Tatil bazen -özellikle kısacık bir zaman dilimine sığdırılacaksa- yakınlarda uzaklaşmak demek. Saate bakmamak, telaş yapmamak, alarm kurmamak, yemeden içmeden çekinmemek demek. Dalga sesleriyle deniz kokusunun evinde misafir olmak, beynindeki tüm o pürüzlerden kurtulmak demek.

DSCF9524

Bu post da benim yakınlardaki en güzel uzağım Çeşme'den. Her geçen yıl artan kalabalığıyla bu özelliğinin artık belli aylara mahsus kalacağını düşünsem de, Mayıs ortasında dahi Alaçatı'da zar zor yürüsem de bu gerçeği sanırım hiçbir yer değiştiremeyecek.

DSCF9526

DSCF9527

Alaçatı'da taş yapılara, güzel sokaklara, Marina'da rengin türlü tonlarına, Altınkum'da denize, Dalyan'da balığa doymanın tadı sanki başka hiçbir yerde olmayacak. Bu kadar iltimas belki de Çeşme'nin ilk göz ağrım olmasından. Ve yerini bir haftada bile hemen belli etmesinden.

DSCF9568

DSCF9542

Ama bu yaz bambaşka rotalar da var listemde.  Sait Faik'in dediği gibi fena halde "seyahatler çekiyor içim". Öyle ki gezi temalı bir defter oluşturup notlar bile almaya başladım. Hem bu sayede belki yakınlarda keşfedeceğim başka uzaklarım da olur. Hele bir de şu sıralar olduğu gibi insan üstü çalıştığım günlerde; biri olmasa diğeri beni birkaç günlüğüne yanına alsa... Şahane olur!

Herkese mutlu haftalar!












Devamını Oku

Pazar, Nisan 27, 2014

KİTAP| Nisan'ı başka güzel yapan

DSCF9500


İzmir'e Nisan gelince işte böyle oluyor. Evet, hava bazen bir açıp bir kapayarak fazla naz tuz yapıyor ama yine de benim gönlümde baskın çıkan renkler oluyor. Yeşilin ve kırmızının bu tonu kendini bahara adamış, sarıyla mavi de yukarıdan el sallıyor; ben de her seferinde onların peşine takılıyorum. Arada bir havanın bozmasını da o yüzden pek umursamıyorum.


DSCF9495


Bir kitap fuarı gününde bu fotoğrafta da mesela güneş tam yüzüme vurmuş. Zamanlama biraz manidar çünkü saat akşam beş suları :o Tam akşam değil ama sabahın çoktan geçtiğinin ve vuran güneşin sabah güneşi olmadığının altını çizmeliyim. :p


DSCF9458


Benim için Nisan'ı bambaşka güzel yapan şeylerden biri de İzmir'de Kitap Fuarı. Yaşımın tek rakamlara tekabül ettiği yıllardan bu zamana babamla kazandığım en keyifli rutinim. Fuarın başladığı ilk haftasonu yapılan kahvaltının ardından günün kalan kısmının teması yıllardır baba-kız-kitap üçlemesinden oluşuyor. Rutini keyifli yapan kısım da sanırım bu.


DSCF9435


DSCF9459


DSCF9403


Biz de fuarın ikinci gününe rastlayan ilk ziyaretimiz de babam ve kardeşimle yine ellerimiz kollarımız dolu dolu çıktık. Yeni çıkanlar arasında kaybolduk, okunmamış eskilerden seçkiler yaptık. Orada olduğumuz süre içinde her kitap yalanıp yutulabilir lezzette görünüyordu. Yayınevlerinin indirimleri de kreması olmuş; biz de bu tada duyarsız kalamadık. :)


DSCF9504


Fuar yine her zamanki kalabalıklığındaydı. Geçen senelerden farklı olarak ise bu sene sahaf temasına hayli geniş yer ayrılmış. Kitapların birbirine sokularak ve her birinin kendi izini kararak oluşturduğu kocaman bir dünya bence sahaflar. Keşke daha da çoğalsalar.


Onun dışında bir güzellik daha yapılmış ki iyi mi kötü mü olmuş ben karar veremedim. Artık imza günleri için birçok yazarda imza salonları kullanılıyor. Bu kitap imzalatmak istemeyen okurlar açısından güzel ve standları daha rahat gezme şansı veriyor. Ancak fuar da bana o sırada bekleyerek, o sıralardan oluşan kalabalığı zigzaglarla aşarak güzel gibi geliyor. Kendim de zamanında üç saat beklediğim kuyruklardan yola çıkarak konuşuyorum :) O sıralarda muhabbetin, sıra ilerlerken incelediğin ve hiç aklında yokken aldığın kitapların tadı çok başka mesela.


10263326_10152159249358772_516089220_o


Ve bu pazar bitiyor fuar. Yani yarın son gün. Eğer gitmediyseniz pazar kalabalığı falan demeden bence mutlaka gidin. Kendinize göre bir şeyler bulamamanızın imkanı yok. Sonra o kitap kokusu, kitap dokusu, ayraçlar, film afişleri, dergiler, çeşit çeşit defterler, ajandalar; bunlarla geçen gün kötü hissetme şansı da tanımıyor. :)


Herkese mutlu haftasonları! :)


Devamını Oku

Cumartesi, Nisan 19, 2014

GÜZELLİK | Dışarıdan beslemek

DSCF9314


Hani "kendini sevmek" dedikleri şey var ya, çok kullanıldığından bazen anlamını yitirir gibi oluyor ama aslında ne doğru laf değil mi... Kendini önce içeriden seven insanın enerjisi dışarıya da yumuşacık dalgalarla ne güzel yayılıyor değil mi...


Ama bugünkü yazının konusu olayın biraz dışarıdan sevme kısmıyla ilgili. Günün hatırı sayılır yükünü taşıyan cildimize çok önem vermemiz gerektiğini düşünmemle bağlantılı olarak son zamanlarki cilt bakım rutinlerimle ilgili.


Cilt bakımı gerçekten hayli önemli konu. Gördüğü hasarları geri sarmanın pek mümkün olmadığını düşündüğümden doğru ürünleri doğru şekilde kullanmaya önem veririm ben hep. Öncelik tabii ki içeriden beslemek; bol bol gülmek, bolca su, doğru beslenme ve kesinlikle sigaradan uzak durmak. Ama kullanılan ürünler de bir o kadar önemli. Ben de baya ince eledikten sonra seçtiğim ürünlerle son zamanlarda mutlu mesut geçinip gidiyorum. Cildime geçtikleri kıyak sayesinde de onları bu yazıya konuk alıyorum!


DSCF9323


Nuxe Réve de Miel Jour/Day


Kremin kapağını açtığınızda sizi ilk olarak yoğu bir bitki kokusu karşılıyor. Bu kokuyu yoğun da bulabilirsiniz, sevedebilirsiniz. Ben sevenlerden oldum. Ve yarattığı yağlandırmadan neme doyurma etkisine bayıldım. Başka bir cezbeden yanı ise diğer Nuxe ürünlerinde olduğu gibi neredeyse tamamen doğal içeriklerden oluşması oldu.


DSCF9392


Nuxe Réve de Miel Nuit/Night


Bu gece kremi gün boyu bir nevi vantuz görevi gören cildimizin gece bakımını yapıyormuş. Koca günün yüzde bıraktığı zararları gece boyunca arı gibi çalışarak minimize ediyormuş. Koku konusunda aynı serinin ürünü olduklarından gündüz kremiyle aynılar. Benim bu kremde sevdiğim şey ise rahatlatma etkisi oldu. Makyaj temizleme ve toniklemenin ardında masaj yaparak cildinize sürdüğünüzde iyi geceler öpücüğü etkisi yaratıyor benden söylemesi! <3


DSCF9296


DDF Nourishing Eye Cream


Ben göz çevrem için nemlendirici kullanmaya yaklaşık bir yıl önce başladım. Sürekli gülen ve mimikleri de göz çevresinde yoğunlaşmış biri olmamdan sebep doğru da bir karar verdiğimi düşünüyorum. DDF, konu göz çevresi kremi olunca hep adı geçen markalardandı ve ben de iyi ki o adı geçenler listesinden DDF'i seçmişim.


Göz çevremdeki kızarmalara çok iyi geldiği gibi çok minicik çizgi görünümlerinin olduğu yerleri de pürüzsüzleştirip daha dolgun bir hale getirdi. Sanırım marka üretmeye devam ettiği sürece Nourishing Eye Cream'den vazgeçmeyeceğim.


DSCF9306


Cumlaude Lab  Sunlaude Hydra SPF 50


Yaz demek, hatta bir tık geri saracak olursak bahar demek; biraz da güneşin pek hoşlanmadığımız çocukları çiller ve lekeler demek. O çocuklarla da hemen her sütten hallice beyaz tenli gibi benim de başım pek hoş değil. Bu sebeple Mart deyince günlük nemlendirme rutinime bir de güneş koruyucu ekliyorum.


Bu baharı Cumlude Lab ile açtım ve "iyi ki" dediğim bir ürün de kendisi oldu. Bir defa yoğun bir şekilde ve yağlandırmadan nemlendiriyor. Sürdükten sonra beyaz leke bırakmaması da bonus! (Yazar burada bu kadar lafın üzerine bir de, "fotoğrafta gözlükten yansıyan silüetimi es geçebilirsiniz" diyor :p )


DSCF9395


La Roche Posay Hydreane BB Cream


Bu ürünle ilk defa BB Krem kullanmaya başladım. Aslında çok sevdiğim vazgeçilmezim Sephora Mineral ile gül gibi geçinip gidiyorduk. Ancak hem biraz değişiklik istedim hem de son zamanlardaki BB krem lobisinin etkisiyle denemek istedim. Ama bilemiyorum. Evet doğal bir renk veriyor, evet koruma faktörü var ve ağırlık da yapmıyor. Lakin tüm bu özelliklerine rağmen bile benim sadık yarim Sephora Mineral'in yerini alamadı. O yüzden çook ender kullandığım bir ürün oldu.


Ve cilt rutini yazısı burada son buluyor. Sabahtan bu yana kapalı ve yağmurlu olan hava da yeni yeni güneş açmaya başladığına göre dışarı çıkıp biraz da içeriden beslenmek zamanı! :)


Herkese mutlu haftasonları :)

Devamını Oku

Çarşamba, Nisan 16, 2014

BEN HALİ | Zamanın görecesi

DSCF9322

Bazı zamanlar su gibi akıp giden, altmış dakikası sanki zorla on dakikanın içine sıkıştırılmış gibi duran saatlere bazen ne oluyor? Ne oluyor da o uçak hızında geçen saatler uzadıkça uzuyor, ucundan çektikçe sanki daha çok yıpranıyor.


Bana mesela günün her saatinin hızı kalp atışlarıyla doğru orantılıymış hissi veriyor. Kalbim ne kadar hızlı atıyorsa, ne kadar umut doluysa, ne kadar berrak görüyorsa o kadar hızlı zaman. Kalbim ne kadar bıkkınsa, ne kadar heyecandan yoksunsa ve ne kadar anlam veremiyorsa da o kadar yavaş!


O yüzden o hızla çarptığı zamanların kıymetini iyi bilmek gerek. Mutlulukların sıradanlaşmasına izin vermemek gerek. Peki bazen o geçmek bilmeyen, uzadıkça ve ancak senden bir şeyler aldıkça tükenen zaman; onun için ne yapmak gerek?


 
Devamını Oku

Pazar, Nisan 13, 2014

GEZİ | Aheste cumartesi

DSCF9356

Beton yığını ofislerde gününün yarısını geçirmeyenler, çalışma yerini belirleme lüksü olanlar, bir de bunun için dağı, tepeyi, yeşili, deniz kenarını seçenler; size nasıl özeniyorum bir bilseniz!

Günlerdir işten eve dönerken “deniz kenarı olsun” mottosuyla yer seçimimi yaptığım otobüslerde bunu düşünüyorum hatta! Beton ofislere bir de arta kalan zamanların hatırı sayılır bölümünü işgal eden AVM’ler eklenince bünyemin  “isyaaan” çığlıklarından sesi kısılmak üzereydi. Biz de o sese babamla kulak verdik ve dün kendimizi Güzelbahçe’ye attık.

DSCF9302




DSCF9337

İzmir’de adım adım cennetin izini sürmek istiyorsanız pek çok rotanız vardır. Benim için onların en güzeli de Güzelbahçe’den başlar, Urla’ya uzanır, Çeşme’yle devam eder. Çok istediğim, Çeşme’de bu sene beşincisi düzenlenen Ot Festivali’ne gidemesem de Güzelbahçe de güzel bir gün için kafi oldu o yüzden.

DSCF9282


Uzunca bir sahil yürüyüşünün ardından dinlenmek için bir kafeyi değil deniz kenarındaki kayalıkları seçtik. Babamla hem derin sohbete daldık hem fotoğraf çektik hem de iyotun insan hayatındaki yeri ve önemini anladık. J

Yemek içinse hayli hararetli bir tavsiye! Güzelbahçe’deki Balık Hali’nin yanında yer alan salaş balıkçı Ferhat Büfe. Çok sevdiğim balığın, balık ekmek formunu oradan daha güzel yapan yer görmedim, duymadım bilmiyorum. Midyeleri de bir harikaydı. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın derim!

DSCF9343 DSCF9344

Günün kalan kısmına da Salinger eşlik etti Dokuz Öykü’süyle. Zaten bu güne de hayatın tam göbeğinden, alengirin zerresi bulunmayan öyküler kadar iyi bir tamamlayıcı olamazdı.

DSCF9360

Sonra mesela bu çok özlediğimiz basit günler, deniz görünce koşulsuz teslim oluşumuz, alınan yeni kararlar, üstü çizilenler, o yenilenmişlik hissi; belki de hepsi Salinger'in dünyasındaki o abartısız öyküler tadındaydı.

Herkese mutlu pazarlar!


Devamını Oku