Pazartesi, Kasım 26, 2012

-BEN HALİ | "Öyle değil!" demek istediklerim :)


Türkçenin hem konuşma kısmına hem yazma kısmına karşı olabildiğince hassas biri olarak böyle bir yazı yazmayı ne zamandır planlıyordum. Yanlış bir telaffuz, bir imlâhatası, bir sözcüğün yanlış yazımı içimde hemen “Öyle değiiil!” diye atlama isteği uyandırırken ben de daha fazla duramadım. :)

Tabii bu demek mi ben kusursuz Türkçe konuşuyorum veya yazarken tamamen hatasızım; eminim hayır. Ancak olabildiğince özen göstermeye çalışıyorum. Hatalarım varsa da bunları duyup düzeltmekten mutlu olurum.

Konuşmaya ve yazmaya merakım sebebiyle şöyle bir şansım da oldu benim; Başkent İletişim Bilimleri Akademisi’nde hem Diksiyon ve Etkili Konuşma hem de Spikerlik-Sunuculuk eğitimi aldım. Rüştü Asyalı, Cihangir Göker, Fulin Arıkan, Bülent Ay, Sinan Pekinton, Rıza Okur gibi çok değerli, işinin ehli hocalardan çok şey öğrendim, yanlış bildiklerimi onlar sayesinde düzelttim.

Sizlerle de sadece doğru Türkçeye önem veren biri olarak doğru yazımının ve telaffuzunun önemli olduğunu düşündüğüm bazı sözcükleri paylaşmak istiyorum.  Korkulmasın; buradan ahkâm kesecek değilim ki bu konuda had bilmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Bir de zaten parmak sallar edasında bir şeyler söylenmesini hem hoş bulmuyorum hem de bu tavır daha çok yanlışa iter gibi gelir bana hep.

Ve son olarak da bir istek: Okullarda artık diksiyon dersleri de verilsin. Çünkü bilinenin aksine Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dil değil, sanıldığı kadar kolay bir dil hiç değil.

İşte benim aklıma ilk gelenler, duydukça ve gördükçe “Öyle değil! :)” demek istediklerim:

ZARAFET: Yazımı çokça karıştırılan sözcüklerden biri.  Genel olarak bilinenin aksine “zerafet” değil doğru olanı, “zarafet”.

PROGRAM: Problem bu sözcüğün yazılışında değil okunuşunda. “Proooram” diye uzatarak değil yazıldığı gibi okunuyor.

ŞARJ: Özellikle bu sözcüğün yanlış kullanılmasına küçük yaşlardan beri ciddi takıntılıyım. “Şarz” diyen ya da yazan birini görmeyeyim, kendimi tutamıyor hemen düzeltiyorum. :)

-DE’LER, -DA’LAR:Hele bu! Bu eklerin ayrı yazılması çok basit bir dilbilgisi kuralıyken “bende” yazılmasın;  lütfen! :)

HER ŞEY: Yazımı sıkça karıştırılan sözcüklerden biri daha. Yazılırken birleşik yazılmıyor arada boşluk var; dikkat! :)

HERKES: Bu sözcüğü “herkez” diye yazan var ya; ne denir bilemiyorum. Ama doğrusu tabii ki “herkes”.

KENDİ: Bunu özellikle “tikican” kızlarımıza söylemek isterim. “K”den sonra gelen E harfi. E-A karışımı bir şey değil. Dolayısıyla “keeaandi” diye okumanıza gerek yok. “Peancere” veya “teancere” için de aynı şey geçerli. :)

KARARI, YARARI, ZARARI: Bu sözcüklerden de mesela sadece “kararı” uzatılarak okunurmuş. “Yaraaaarı” veya “zaraaarı” denmiyormuş. Bu ikisinde uzatma yok.

DAHİ, DÂHİ: Buradan da görüleceği üzere bir şapka çok şeyi değiştirebilir. Hem anlamı hem telaffuzu. İlki  “o da dahil” anlamındayken ve uzatmadan okunurken, ikinci sözcük “dehası, üstün yeteneği olan” anlamında ve "A" harfini uzatarak okunuyor; “daahi” diye.

DEĞİL Mİ:  Türkçenin her zaman yazıldığı gibi okunmayacağının en güzel kanıtlarından biri. Zira yazıldığı gibi değil “diii mii” diye okunuyor. Tıpkı “değil” olarak değil “diil” diye okunduğu gibi. Ayrıca soru eki olan –mi de ayrı, buraya da dikkat! :)

LÂZIM:  Lütfen “A”  harfinin inceltildiği gözlerden kaçmasın. :)

SONRA, KAĞIT, YAPMAYACAĞIZ: Bu sözcüklerin telaffuzu da yazıldıkları gibi değil mesela. Doğru okunuş şekilleri “soora”, “kaat” ve “yapmıycaaz”.

Bu şekilde liste uzayıp gider ama dediğim gibi benim ilk aklıma gelenler bunlar. Eğer sizin de “Öyle değil!” demek istedikleriniz varsa hiç beklemeden söyleyebilirsiniz. :)

Devamını Oku

Perşembe, Kasım 15, 2012

RÖPORTAJ | Uğur Kıral ile makyaj üzerine


Güzelliğin en sihirli tamamlayıcısı olan, bazen pervasızca abartılsa da gece gündüz her durumda en çok dozundayken güzel olan, bazen kadınların en renkli dünyası bazen de en güçlü kurtarıcısı; makyaj. Yapması da bir o kadar zor ve özen gerektiriyor. Makyaja dair önemli ipuçlarını bilmek ve onları uygulayabilmek de işte bu yüzden hayli kurtarıcı.

Ben de her şeyi bilenine danışmak gerek diye düşündüm ve Türkiye’nin en genç, en başarılı, en parlayan makyaj artistlerinden Uğur Kıral’a sordum sorularımı. Uğur Kıral makyaj artistliğinin yanı sıra aldığı eğitimle alakalı olarak reklam kostümcülüğü de yapıyor. Aynı zamanda ugurkiral.com adlı blogunda mesleğiyle ilgili paylaşımlarda ve önerilerde bulunuyor. Beni de kırmadı ve tüm içtenliğiyle  –ben hali okuyucularına önemli tüyolar verdi; işte onlar ve bir de tabii ki Uğur Kıral’ın “-ben hali”; :)

Siz hem başarılı bir makyaj artistisiniz hem de aldığınız tasarım eğitimiyle alakalı çalışmalar yapıyorsunuz. Makyaj ve stil, tasarım; bunlar arasında nasıl bir bağ var sizce?

Öncelikle çok teşekkür ederim güzel iltifatların için :) Akademik kariyerim Tekstil Tasarımı üzerine olsa da, okurken sadece iki sezon tasarımcı tarafımı kullandım diyebilirim. İnsan yapmaktan keyif aldığı işte başarılı olurmuş ya, benimki de o şekilde ilerledi. Makyaj ve stil arasında birçok şekilde kuvvetli bir bağ var. Bir moda çekiminde tasarlanan ürünün kumaşına, kesimine, detaylarına bakarak hem makyajı tasarlamak hem de bütün stili bir arada tutarak gösterebilmek işin en keyifli kısmı. Tıpkı editorial bir çekim yapılmadan önce, stylistin, fotoğrafçının, makyaj ve saç artistinin bir araya gelerek ortak fikre varması ortaya çıkan işin kusursuz olmasında en büyük etken.

MAKYAJDA EN SEVDİĞİM UYGULAMA BASKIN TARAFI ÖNE ÇIKARMA TAKTİĞİ

Peki makyajda uygulamayı en sevdiğiniz stil hangisi?

Makyajda en sevdiğim uygulama esasında doğru makyajın da anahtarı olan baskın tarafı öne çıkarma taktiği. Gözlere yoğun bir renkte smokey makyaj yaptığınızda dudakların silik bırakılarak tamamlanması ya da muhteşem çizilmiş parlak renkteki bir ruja sadece aydınlık bir göz farı ve bol maskara ile uygulama yapılması gibi.

Sizce cildin makyaja nasıl hazırlanması gerekiyor? Günlük cilt bakımı da en az makyaj kadar önemli mi?

Tabii ki önemli. Gün içinde ısı, güneş, soğuk, gibi sebeplerle nemini kaybeden cildin epidermini nemli tutmak çok önemli. Nemini kaybeden cilt esnekliğini kaybeder, mimik kırışıklıklarında artış görülür. Bu olay kuru ciltlerin daha erken ve ince, yağlı ciltlerin ise daha geç ve genel kırışmasından da kolayca anlaşılabilir. Ne kadar ince veya mineral içerikli olursa olsun makyaj temizlemeden yatmamak, cildi temizleme sütü, arındırıcı tonik, ince partiküllü peeling gibi arındırıcılar ile temizlemek; daha doğal yollardan yapmak isteyenlere ise maden suyu, meyve yağları, salatalık suyu gibi nem kaynağı ürünleri kullanarak arındırılmış bir cilt sağlamak güzel ve taze görünen bir makyaj için en önemli alt yapıdır.

EN BASİT MAKYAJ HİLELERİNDEN BİRİ; KOYU RENK DARALTIR AÇIK RENK GENİŞLETİR

Yüz yapısına göre makyajın çok önemli olduğunu biliyoruz. Hangi yüz tipi hangi hatalardan kaçınmalı, neyi nasıl uygulamalı?

Bu konu esasında başlı başına saatler alabilecek bir konu. En basit makyaj hilelerinden biri koyu rengin daralttığı, açık rengin ise genişlettiğidir. Geniş alınları daraltmanın, önden bakıldığında görünen gıdıyı toparlamanın, enine doğru olan burun modelini daraltmanın, köşeli çeneyi sivriltmenin, elmacık kemiklerini belirginleştirmenin en iyi yolu koyu renk ile kontürleme yöntemidir. Bunun tersi olarak alın ortasına, burun üzerine, çene üzerine açık renk sürmek ise aydınlık alanların daha iyi ışık almasını sağlayarak, belli olmayan ancak müthiş bir anatomik değişiklik sağlayan makyaj teknikleridir. Bir de herkesin kolaylıkla uygulayabileceği küçük gözlerin içine açık renk kalem sürmek, düşük gözlerde eyeliner kuyruğunu daha dik çizmek ve kirpikleri dış yanlara doğru maskara sürerek daha çekik göstermek, ince dudaklar için ruj ile aynı renkte bir kalemle dudak hattını çizmek en bilinen yöntemlerdir.

Türk kadını sizce nasıl makyaj yapıyor? Gördüğünüz belirgin hatalar var mı?

Türk kadını makyajı benim için üç farklı şekilde genelleme gösteriyor. İlki yüzünü çok iyi tanıyan, kusurlarını bilen, malzeme kalitesinin bilincinde olan ve bir göz kalemi, parlatıcı maskara ve kapatıcı ile mucizeler yaratabilen Türk kadını. İkincisi cildindeki parlamayı, kusurlarını, izlerini, lekelerini hiç dert etmeden rahatlıkla dolaşabilen umursamaz Türk kadını. Üçüncüsü ve en rahatsız edici olanı ise, Terracota malzemelere düşkünlüğü ile bildiğimiz bronz görünmek adına maske gibi dolaşan, kendi yüzünü tanımadan, kaş göz rengine göre yanlış tonlarda makyaj yapan, göz altlarını gereğinden fazla beyazlatan, yanlış makyajlı Türk kadını. Ancak, ülkemizde satış grafikleri hızla artan profesyonel makyaj malzemeleri markaları ve onların satışında uzman yetkililer ile belirgin makyaj hataları mutlu edici bir şekilde azalmakta.

Hep kullanılan yaygın bir söylem; fondöten cilde zarar verir. Gerçekten uzun vadede fondöten cilde zarar verir mi?

Fondöten cilde içeriği sebebi ile çoğunlukla zarar vermez. Çünkü hem konusunda uzman markalar tarafından uzun süren araştırmalar sonucunda, sağlığa zarar vermeyen, alkol, paraben, yapay koku, kanserojen kimyasal ilave edilmeden üretilmektedir. Uzun vadede fondötenin zararı her gün kullanan bir insan için ne kadar ince ve kapatıcı olursa olsun, ciltteki gözeneklerini kapatıp, havasız kalması ile oluşmaktadır. Bundan korunmanın en iyi yolu da yukarıda bahsettiğim gibi, makyaj malzemesini ciltten iyice arındırarak uyumaktır.

FIRÇA, PARMAK YA DA SÜNGER KULLANMAK TAMAMEN KİŞİNİN ŞAHSİ RAHATLIĞIYLA ALAKALI

Makyaj yaparken fırça mı kullanılmalı parmaklar mı?

Makyaj yaparken, parmak, fırça, sünger kullanmak tamamen kişinin şahsi rahatlığı ile alakalıdır. Ancak örneklendirmem gerekirse, fondöteni süngerle sürmek, süngerin emiciliğinden dolayı malzeme israfına, parmakla uygulamak daha ince bir tabaka halinde uygulayabilmeye, fırça ile uygulamak ise daha kolay uygulamaya ve ellerinizi kirletmemeyi sağlar. Krem farlar, krem allıklar, dudak nemlendiricileri, ve likit aydınlatıcılar için benim tavsiyem ise parmak uygulaması.

MAKYAJ HER HALÜKARDA YOĞUN VE KALIN DURMAKTAN UZAK OLMALI
 
Günlük ve gecelik makyaj sizce nasıl olmalı?

Makyaj her halükarda yoğun ve kalın durmaktan uzak olmalı. Gündüz makyajında benim tercihim, ihtiyaç olan bölgelere fondöten ve kapatıcı uygulaması, kirpik kıvırıcı ve iki kat halinde sürülmüş maskara, krem allık ve renkli nemlendirici.
Gece makyajında ise gidilecek yere uygun olarak, daha yoğun göz makyajı, bol maskaralanmış kirpikler, elmacık kemiği kontürlemesi, hafif bir renkte allık ve uygun tonlarda bir ruj yada sadece parlatıcı.

PARFÜM SEÇİMİNDE SIKILDIKTAN BİR SAAT SONRA TENDE KALAN HALİ GEÇERLİ

Kozmetik ürünler alınırken nelere dikkat edilmeli?

Kozmetik malzemeler alınırken, baz malzemeler genel bilginin aksi olarak el üzerinde değil, çene kemiği üzerinde denenmelidir. Fondötenlerin de ince ve kapatıcı olması en önemli kıstastır. Ruj alırken, dudağın kendi renginin koyuluğunu göz önünde bulundurarak renk değişebilmesi dikkate alınmalıdır. Parfüm seçiminde sıkıldıktan bir saat sonra tende kalan hali geçerlidir. Göz ve dudak kalemleri de ne çok yumuşak ne çok sert olmalıdır. 


Uğur  Kıral’ın  “–ben hali”;
-Güne hayatta ve sağlıklı olduğum için şükrederek başlarım.

-Yaratıcı ol! benim hayatımın mottosu.

-Makyaj artisti olmanın en güzel yanı; insanların makyajı bittikten sonra aynaya baktığında yüzündeki gülümsemeyi görmek.

-Mesleğimde en çok saygıya önem veririm.

-En sevdiğim üç renk, siyah mavi ve gri.

-Makyaj malzemelerinde favori üçlüm; Maskara, kapatıcı ve dudak nemlendiricisi.

-Dita Von Teese bence makyajı ve stiliyle bir ikon.

-Keşke Merly Streep'e makyaj yapabilseydim.

-Charlize Theron'a makyaj yapmayı çok isterim.

Devamını Oku

Cumartesi, Eylül 22, 2012

-BEN HALİ | Bir sebebi olmalı



Bir şeyi bu kadar çok istiyorken, hayat sana istediklerini vermiyor ve seni istemediklerinle sınıyor; bunun bir sebebi olmalı. “Asla” dediğimiz şeyleri sekmeden yaşamamızın bir sebebi olmalı. Hayal ediyorsan, hayallerin için çaba verdiysen ve hala veriyorsan istemediklerinin burnunun dibinden ayrılmamasının, istediklerinin de elinden kum gibi kaymasının bir sebebi olmalı.

Üstelik istemediklerin daha zahmet verici, daha uğraştırıcı, daha sıkıcı. Seni daha çok yoruyor. İstediklerinse hayallerin; daha fazlası gerçekten değil...

Ve sen bu yüzden sebep arıyorsun. Hayaller ve gerçekler arasında kendi gerçeğini bir oradan bir buradan oluşturmaya çalışırken, bunun yükü yetmezmiş gibi bir de  "neden" diye soruyorsun. Bunu bir yerden sonra  da istemsizce yapıyorsun.

Bazen de alışıyorsun. Başka yollar keşfediyorsun. Yeni fikirlere, yeni yollara gerçekten alıştığını hissediyorsun. Ama bir yerde alıştıkların, bir yerde istediklerin… Onlar hep ayrı. Aradaki uçuruma bakıyorsun, yoruluyorsun.

Böyle ilerlerken zaman kalbin de hala istediklerin için atıyor. Hala uğraşıyorsun. Ve hala keyifle uğraşıyorsun. Bunca şeye rağmen bu heyecan, bunca şeye rağmen hala istemek ve aşkla istemek. İşte zaten hep bu yüzden bir sebep arıyorsun. Bunlara rağmen neden diye. Bulacak mısın, onu da bilmiyorsun…
Devamını Oku

Cuma, Eylül 21, 2012

EDEBİYAT | Yazmasam deli olacaktım


"Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada, namuslu insanların arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem, kağıt aldım. Oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkarttım. Kalemi yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmazsam deli olacaktım."
Bir coşkunun bu kadar yalın anlatılması, bu kadar içten olması, kendinle konuşurken bu denli samimiyet... Sait Faik'in bu satırları işte bu yüzden çok etkiler beni. Yazmak dediğimiz şey de aslında bu değil midir... Biraz gidip gelme hali, çokça samimiyet ve her zaman yalın...

Devamını Oku

Çarşamba, Eylül 12, 2012

GÜZELLİK | Son zamanların birkaç favorisi

Yaz ayları biraz da çok sevdiğim makyajdan uzak yaşama zamanlarıdır benim için. Yazları işin krem kısmıyla daha haşır neşir olurum ben, çünkü makyajın fazlasını yaza yakıştırmam. Tatile giren cildin canlılığına ya da güneşin yarattığı hafif bronzluğa bir parlatıcı, yanaklara da bir illuminator veya doğal bir allık sizce de daha çok yakışmaz mı?
Ancak artık yazı yavaş yavaş geride bırakıyoruz, makyaj çantalarımızın daha sık açılıp kapanacağı zamanlar geliyor. Tabii ki yine doğallığı ön planda tutarak.
Ben de her girdiğimde deyim yerindeyse kendimi kaybettiğim, geçen dakikaların farkında olmadığım Sephora sayesinde keşfettiğim ve çok sevdiğim birkaç makyaj ürününü paylaşacağım sizlerle. İşte onlar:


1. Benefit Stay Don't Stray Primer for Concealers & Eyeshadows: Bu ürün aslında göz makyajı için bir baz ürün. Ancak ben bazdan ziyade kapatıcı olarak kullanıyorum ve üzerine başka bir şey uygulamıyorum; çok da memnunum. Bana göre bir kapatıcıda olması gereken tüm özellikler Don't Stray'de mevcut. Kapatıcı özelliği son derece etkili bir defa, ne çok ince ne çok yoğun bir dokusu var; tam olması gerektiği gibi. Bunun yanı sıra kalıcı, son derece doğal duruyor, çizgilerin içinde birikmiyor. Hijyenik ve şık bir ambalaja sahip ve gramaj açısından da son derece avantajlı.


2.  Sephora Mineral Powder Foundation Compact: Cilt için doğru pudrayı bulmanın, bir de onun en uygun tonunu bulmanın zor olduğunu düşünüyorum ben. Ve her üründe olduğu gibi pudrada da doğallık arıyorum. Hem doğal olacak, yüzde pul pul durmayacak, hem kalıcı olacak hem de cilt rengiyle kusursuzca örtüşecek. Bu özelliklerin hepsini taşıdığından bu pudradan kolay kolay vazgeçemeyeceğim gibi görünüyor. Bana göre bir rakibi varsa MAC Studio Fix pudradır. O da bir diğer favorilerimden. 


3. Nars Orgasm Illuminator: Nars'ın likit allık ve aydınlatıcı olarak nitelendirilen bu muhteşem ürünü yaz aylarında özellikle baş tacı evet. Ancak sadece yaz aylarında kullanılacak kadar sınırlı bir ürün değil bana göre. Uyguladıktan hemen sonra ciltte ferah ve çok güzel bir his yaratıyor, aydınlatıcı etkisi de abartılı değil, gayet kararında bir ışıl ışıllık katıyor. Etkisi test edince daha iyi anlaşılıyor ve bence gerçekten muhteşem.


4. Sephora Long-Lasting Eye Liner: Fırçası güzel olan eye liner benim için en güzel eye liner. Çok ince fırçalı olanlar mesela, bana hem sürüm açısından zor geliyor, hem de fırçası çok çabuk kuruduğu için kullanışlı değil gibi. Sephora'nın bu eye liner'ı fırçasıyla benim gönlümü fethetti. Kolay sürümünün yanı sıra kalıcı da ve akmıyor ki bir diğer en önemli şey de eye liner'da galiba bu. Renk seçeneği çok ancak benim favorim füme olanı. Gri de MAC'in gri göz kaleminin üstüne yoktur sanıyordum, bu eye liner'da en az onun kadar muhteşem, onun gibi kurşuni bir gri.


5. Sephora Outrageous Volume Mascara: Rimelsiz elbette ki olmaz. Göz makyajının en biricik ürünü olduğunu düşündüğüm rimelde benim için en önemlisi kömür karası olması ve kirpikleri yapıştırmadan, top top yapmadan dolgunlaştırıp kıvırması. Bu rimel de fırçasıyla resmen konuşuyordu, boşa da konuşmuyormuş. Etkisi gerçekten mükemmel. Benim gibi rimel konusunda talihsizlikler yaşamış biriyseniz hararetle de tavsiye edilir.
Devamını Oku

Pazar, Eylül 02, 2012

BEN HALİ | Motto


Herkese bu dileklerle güzel kahvaltılı, kahve keyifli, gazete kokulu, miskinlik ödüllü, pazartesi sendromsuz mutlu pazarlar! :)


Görsel: Pinterest
Devamını Oku

Perşembe, Ağustos 16, 2012

TATİL | Renkli ve telaşsız

Geçtiğimiz hafta sonunun ardından rutinime dönmem hayli zor oldu. Öyle ki hala alışabilmiş değilim. Belki gelir gelmez koşturmam gereken işlerin fazlalığından bilemiyorum. Ama aklım hala Çeşme’de.


Çeşme hemen her İzmirli gibi benim için de çok farklı. Son dönemlerdeki popülaritesine aldanıp eskiyi unutmuyor bir defa. Bu yüzden biz İzmirliler için vefalı mı vefalı bir dost. Yeni keşfedenlere, merak edenlere de kapısı açık ancak büyüyen kalabalığına rağmen hiçbir zaman huzurda kusursuzluk etmiyor, onun için hep yer var.


























Sokakları, aslı bozulmamış yapıların verdiği o sıcaklık, arnavut kaldırımları, rengarenk tezgahlı takıcıları, nefis kumruları, leziz mi leziz sakızlı kahveleri ve dondurmaları biraz da benim için Çeşme'yi Çeşme yapan.



Dolayısıyla o cıvıl cıvıl sokaklarda doya doya yürümeden, adım başı durup bir şeylere bakmadan, Kumrucu Şevki'de kumru yemeden, Veli Usta'nın sakızlı dondurmasını, Alaçatı Orta Kahve'nin muhteşem Türk kahvesini tatmadan olmaz! :)



 Peki kalabalıklar arasındaki uzunca saatlerin ardından yoruluyor musun, bence hayır. Günün her saati, her dakikası yorgunluğu dışlarcasına canlı tutuyor insanı Çeşme. 



Bünyeye tüm yıl yetecek huzuru depolayacak her şey mevcut. Gecenin huzuru da bir başka. Sabaha kadar eğlenmeyi tercih etmediysen, sessiz de bir köşeye çekildiysen ay ışığı, dalga sesi, tenine tatlı tatlı değen rüzgar... Tüm bunların yanında hayal kurmak da bedava. :)

  

Çeşme'de hemen her sokakta görebileceğiniz bu güzel begonviller sonra... Pembenin nasıl güzel bir tonuysa içine işliyor insanın. Beyazlarıyla uyumları da muhteşem.




İşte benim bu hafta sonum böyleydi Çeşme'de. Dinlenerek, telaşsız, hiçbir yerde aynı tadı alamadığım denizinden gün batımına kadar çıkmadan, hiç vicdan azabı duymadan Çeşme lezzetlerinin tadını çıkararak, cennette bir yerlerde kaybolmuşçasına.. Sonuç olarak son derece dinginim, hala da etkisinden çıkabilmiş değilim. 

Devamını Oku