yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Mart 18, 2016

Yas


Herkese merhaba;

Günlerdir yazamadım. Çünkü yas halinden çıkamadım. Pazar gününden bu yana gözümü hep o otuz beş masum canla açıp kapattım. Uykuda, işte, evde, metroda, yürürken aklımdan bir an olsun çıkmadılar. Zamanlı zamansız gelen göz yaşlarıma engel olamadım. İşime, hiçbir şeye adapte olamadım. 

Zaman öylece, alelade geçti gitti. O annelere, babalara, kardeşlere, arkadaşlara, sevgililere geçmek bilmeyen ve zehir olan zaman şimdilik 'şanslı olduğumdan' benim için aleladeydi.

Ve üzgünüm hala, hem de çok. Endişeliyim. Kirli kalplerine, çirkin ağızlarına barışı alıp masum onca cana kıyan canilere öfkeliyim. Herkes kadar çaresizim. Herkes kadar hayatımı sürdürmeye çalışıyorum ama karamsarım. Bir ülke her bir köşesi ayrı güzelken insanı bu hale sokar hayretler içindeyim.

Ama işte neticede de insanım. Tüm bunların son bulmasını dileyen, medeni tavrı herkeste görmek isteyen, şiddeti ve terörü lanetleyen, nefret değil saygı diyen, kardeşçe ve huzur içinde bir yaşamın mümkün olduğu günleri bekleyen sıradan bir insanım. Çok şey mi istiyorum bilmiyorum ama bu kadar. Neden bu kadar zor anlayamıyorum ama sadece bu. 



Devamını Oku

Pazar, Şubat 28, 2016

LIFESTYLE | Defter


Bu defteri kendime yılbaşı hediyesi olarak almıştım. Bazen böyle minik hediyeler alarak kendime motivasyon sağlamayı, kendimi şımartmayı çok sevdiğimden, defterlere ve kalemlere de ayrı bir düşkün olduğumdan kargonun yolunu günlerce beklemiştim.

Ve 2016'ya girerken dileklerim kadar eksiklerimi de sıralamıştım. Eksikleri tamamlayacak, dileklerimi gerçekleştirmeye çalışacak ve hepsini buraya yazarak yıl sonunda yine klasik bir sene değerlendirmesi yapacaktım.

Bunu yapmak da evet o kadar kolay bir şey değildi ama sanki bu defter benim işimi kolaylaştırırdı. Ki gerçekten öyle oldu. Henüz iki ay bitti ama ben bu defter sayesinde zamanın önemini daha iyi anlıyorum. O yüzden şimdilerde eskiden pek beceremediğim zamanı yönetme işini kotarmaya çalışıyorum. Aynı anda yapmak istediklerimi arta kalan zamanımda nasıl tamamlarım, bunun pratiğini yapıyorum.



Arta kalan zaman diyorum çünkü vaktinin ve enerjisinin, çok büyük bir kısmını 9-6 arasında tüketen bir beyaz yakalıyım. Bu şekilde sabote olan haftamın beş gününü sabah dokuzda tavan enerjiyle açıp çoğu akşam bitap bir halde tamamlıyorum. Hayatım boyunca o çok önem verdiğim 'duygu'ya pek rastlayamıyor, beni nereye savurduğunu hala bilmediğim rutin sayesinde bazen kendimi robotmuşum gibi hissediyorum. Zaten robot gibi de davranmam 'gerekiyor' ve benim aradığım 'mutluluk' bence buralarda pek barınmıyor.



Açılan boşluğu doldurmak istediğimde de eve geldiğimde bir köşede sızmak yerine, çayımı elime alıp bu bisikletli kapağı aralıyorum ve o yorgunluk hissim kolayca yok olabiliyor. Tekrar gezeceğim yerleri, yapabilmek için can attıklarımı, planlamanın güzelliğini hatırlamak bana iyi geliyor. Yazıp üstünü çizmek, köşesine tik atabilmek, 9-6 dışında da var olan hayata sığdıracak başka şeyler yaratmak ve bu anlamda ufak ufak şeyler başarmak gerçekten mutluluk veriyor.

Eğer siz de rutinden sebep motivasyon eksikliği duyuyorsanız, başka alanlar yaratmak için vakitsizliği bahane edip bir yandan da size adım attıracak 'o şeyi' arıyorsanız belki size de iyi gelebilir böyle bir ajanda. Nerede satıldığını merak ederseniz de tatlı tasarımcısı Ezel Hanım satışlarını Instagram üzerinden yapıyor 'ezelins' kullanıcı adıyla. İşte böyle.

Herkese mutlu pazarlar!
Devamını Oku

Pazar, Şubat 14, 2016

KOZMETİK | Missha Relief Eye Cream


Herkese mutlu pazarlar!

Blogda bugün pazar gününe uygun bir bakım ürünü olsun dedim ve bu yazıda Missha Relief Eye Cream'den bahsetmek istedim.
Ben 25 yaşımdan beri düzenli olarak göz çevresi kremi kullanıyorum çünkü hem göz çevremde mimiklerim yoğun, hem cildim kuru ve hem de makyaj yaparken kapatıcı sürmeden çıkmıyorum. Bu yüzden iyi nem veren bir göz çevresi kremi benim için günlük nemlendirici kadar elzem.



Ve şimdiye kadar kullandığım kremler içinde öyle çok büyük özellikler aramadım. Yaşım itibariyle benim önceliğim çok ama çok iyi nem verme özelliğinin olmasıydı ve o konuda da Kiehl's Avakadolu Göz Kremi efsanesinin üstüne tanımadım. <3

Ancak Avakadolu Göz Kremi'min ikinci kutusu bitince farklı bir arayışa mı yönelsem dedim ve Missha Relief Eye Cream'i satın aldım. Yaklaşık üç haftadır falan kullanıyorum ve memnun muyum sorusuna yanıtım 'eh işte'.



Kremin zaten öyle çok çok büyük vaadleri yok. Tek vaadi göz çevresini iyi bir şekilde nemlendirmek ve kuru deriyi yağlandırmayan bir nem hissiyle onarmak. Bunlar zaten benim de aradığım özelliklerdi. Ama şöyle ki Kiehls'tan sonra Missha'nın bu göz çevresi kremi beni kesmedi.

Kötü mü? Asla değil. Hatta normal bir cildiniz varsa ve sadece nem verme özelliği istiyorsanız gayet de başarılı bir göz çevresi ürünü. Ancak cildiniz kuruysa, yoğun bir göz makyajı yapıp ağır ürünler kullanıyorsanız ve bir nem bombası arıyorsanız bence doğru adres Kiehl's Avakadolu Göz Kremi.



Buradan da anlaşılacağı üzere ben ikinci tüpe geçmeyeceğim. Hoş bu da 30 ml ve nasıl bitireceğim bilmiyorum ama... :)

Bu arada! Ben sevginin günü olmayacağını düşünenlerdenim ve Sevgililer Günü'nün benim için normal bir günden farkı yok. Ama yine de güzel bir gün geçirmek için bir bahane yaratan ve kutlayan herkesin Sevgililer Günü kutlu olsun. 

Ve herkese çokça sevgiler! :) 



Devamını Oku

Pazartesi, Aralık 28, 2015

KOZMETİK | Beauty Blender İncelemesi


Çok istediğim şeylerin sürprizlerle kapımı çaldığı ve beni keyiften dört köşe yaptığı bir haftanın sayesinde ben yeni haftaya bugün çok yorulsam da keyifli başladım! :) Hepimiz için de senenin son haftası çok güzel, çok mutlu ve bol sürprizli olsun! :)

Benim o çok istediklerimden biri işte bu yumurta şeklindeki esrarengiz makyaj süngeriydi. Hakkında şahane yorumlar yapılıyordu, tüm fırçaları bir kenara attırdığından bahsediliyordu, diğer hiçbir muadiliyle kıyas konusu dahi yapılmıyordu. Ben de Beauty Blender'ı hem çok merak ediyor, hem de ne kadar farklı olabilir diye düşünerek Real Techniques ve Yves Rocher makyaj süngerlerimle gül gibi geçinip gidiyordum.

Ama her Watsons'a ya da Sephora'ya girdiğimde de, bulunduğu reyonda mutlaka biraz vakit geçiriyor fiyatını görünce ya değmezse endişesiyle arkamı dönüp çıkıyordum.

İşte biricik anneciğim de bu iflah olmaz merakımı bildiğinden Watsons indiriminden faydalanıp bana bu süngeri hediye etti. Onun aldığı Red Carpet versiyonuydu ama çok fazla boya akıttığı yorumlarını okuyunca ben siyah ya da orijinal pembe rengiyle değiştirmek istedim. Pembe sünger de kalmadığı için son kalan siyahla değiştirdim.

Daha öncesinde dediğim gibi sadece Real Techniques ve Yves Rocher'ın makyaj süngerlerini kullanmıştım. Ve ikisini de çok seviyorum. Beauty Blender'la aralarında o kadar büyük fark var mı derseniz devasa farklar yok. Ancak ben üçünden birini seçecek olursam kesinlikle Beauty Blender derim.



Nedenine gelince öncelikli olarak Beauty Blender lateks yani kauçuk hammaddesi içermiyor. İçinde sadece olması gerektiği kadar sus tutuyor ve yıkayıp suyunu sıktıktan sonra çok fazla ağırlaşmıyor. Ya da şöyle söyleyeyim, ıslaklıktan nemliliğe diğer süngerlere göre daha kolay geçiyor. 

Uygularken yüzde hiçbir şekilde fondöten izi bırakmıyor. Sivri ucuyla göz altı kapatıcısı da çok rahat uygulanıyor. Yoğun yapıdaki fondötenler Beauty Blender'la uygulanınca resmen yok gibi, cilt gibi duruyor. Ben aldığım günden beri kullanıyorum ve verdiği doğal sonuca bayılıyorum. Yukarıdaki fotoğrafta da Beauty Blender bence en çok yakıştığı fondötenlerden biriyle. MAC Studio Waterweight fondötenle.

Bitirecek olursam; eğer bir sünger alacaksanız, indirim zamanını da kollarım diyorsanız tercihiniz Beauty Blender olsun. Zira verilen her kuruşu hak etse de indirimsiz hali bir sünger için biraz pahalı. Daha ekonomik bir sünger içinse 10 TL'lik Yves Rocher bence gayet iyi bir seçenek.

Herkese çokça sevgiler ve mutlu haftalar! :)  
Devamını Oku

Pazar, Aralık 20, 2015

LIFESTYLE | Mola


Tıpkı o kitapta söylendiği gibiydi. "Hayatım ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu."
Ama böylesine bir dengeyi kurmak da her zaman kolay olmuyordu. Bazen ciddiye alınma konusunda ipin ucu fazla kaçıyor, bazen oyun deyip keyif aldığın yok sayılabiliyordu.

İpler böyle her zaman kendi elimizde kalmazken pek sık rastlanmayan mola şansı da bir kurumsalın makus talihi gibi hafta sonuna sıkışıp kalıyordu. Yarıştığın bu defa da kısacık bir zaman dilimi oluyordu.

İşte bu yüzden yapabilir miyim bilmiyorum ama yeni yılda daha çok mola istiyorum. Daha çok es vermek, daha çok kendime dönmek, içimdeki sesi dışarıdaki kuru kalabalıkla bastırmamak, ben istediğim için "yapmamak" ya da sadece ben istediğim için "yapmak" istiyorum. 


Daha çok okumak, okuduğum şeye en can alıcı yerinde sırf sabah erken kalkacağım diye ayraç koymamak istiyorum. Daha çok yazmak, yazmak için daha çok görmek istiyorum. Daha çok gezmek, gerçekten nefes aldığım zamanlarda saati umursamamak istiyorum.

Ve tüm bu isteklerimle gerçeklerim arasında nasıl bir denge kuracağım şu an için buna bir yanıtım yok. :) Tek bildiğim eğer verecek bir yanıtım olsaydı her şeyin daha sıkcı olacağı. O yüzden başlangıcı bu dileklerden oluşan bir whishlist benden, onların arasına iliştirmelik bilimum sürpriz, mola ve kıyak da 2016'dan!

Herkese mutlu haftalar ve çokça sevgiler!





Devamını Oku

Pazartesi, Temmuz 20, 2015

LIFESTYLE | 27



Tam 27 sene önce, sıcacık bir Temmuz ayında doğdum. Tarihler 20 Temmuz 1988'i gösteriyormuş ki sıcacık anne karnını çok sevdiğimden olacak, ilk geldiğimde pek ses seda etmeyip sonra yamacından ayrılmadığım annemin ilk annelik heyecanı, hep bir kızı olsun isteyen babamın ilk göz ağrısı oldum.

Şükürler olsun ki hep çok sevildim. Geniş bir ailem vardı. Daralmayıp giderek genişleyen bir sevgi çemberi içinde büyüdüm. Üç sene sonra ise şimdiye kadar hayatta olmaktan en mutlu olduğum şeydim; artık abla da olmuştum. Dünyanın en güzel kardeşiyle, paylaşmayı, korumayı, güvenmeyi, kavga ettikten beş dakika sonra hiçbir şey olmamış gibi devam etmenin güzelliğini öğrendim. Onu yeri geldi arkama aldım her şeyden sakındım, yeri geldi korktum önümde durmasını istedim, ama yanı başımdan bir dakika bile ayırmadım. 


Duygusaldım, detaycıydım, hassastım. Konuşmayı, okumayı, yazmayı hep sevdim ve hatta tüm bunlarla hayli erken tanıştım. Daha bir buçuk yaşında ana haber bültenlerini kaçırmayan, ülkenin kabinesini, dünya ülkelerinin devlet büyüklerini takip edip hepsinin ismini sırayla saymak gibi ilginç merakları olan, beş yaşında da okumayı ve yazmayı sökmüş bir kız çocuğuydum. Zaten  her yaşımda da en çok bu şekilde "ben" oldum. Anlatarak, okuyarak, hele ki bir de yazarak.

Güzel arkadaşlar biriktirdim. İçlerinden bazılarını hayatın bana hediye ettiği kardeşler olarak benimsedim. Bazen bana güç olmalarını, bazen "hadi yaparsın"ım olmalarını, bazen sadece dinlemelerini, bazen de acımasız da olsa eleştirenim olmalarını istedim. Zira kabuklarımı en çok onlara kırmıştım. Ve bana hayal ettiğimden fazlası olan güzel dostluklarını verdikleri için onlara hep teşekkür ettim.


Ve aşık oldum. Yaklaşık yedi senedir birbirinden tamamen farklı iki insanın aslında nasıl "bir" olabileceğinin güzelliğini yaşıyorum. Birbiri söz konusu olduğunda akan suları durdurabilecek, hayatta en önemli kararları beraber alabilecek, en keyifli şeyleri beraber yapabilecek, en zor şeyleri beraber aşabilecek "iki"nin diğer yarısı olduğum için, çokça şımartılıp ayaklarım yerden kesilecek kadar sevildiğim için kendimi şanslı hissediyorum.

Her sabah nefes aldığıma şükrederek başladığım günleri bazen çok mutlu, bazen "keşke" diyerek, bazen dipsiz bir kuyuyu durmaksızın sadece ben kazacakmışım gibi umutsuz, bazen heyecandan yerimde duramayarak bitiriyorum. Bazen devamını getiremiyorum, bazen kurduğum hayallerin içimde yarattığı ışığa olanca kalbimle inanıp peşinden gidiyorum. Bazen soluksuz kalsam da olanca gücümle koşuyor, bazen sadece izliyorum.

Defolarımı, sabırsızlıklarımı, heyecanımı, gürültülü halimi, ucu bucağı olmayan hayallerimi; hepsini beni ben yaptıkları için çok seviyorum. 27 pek çok şeye gebe ve ben getireceği güzellikler için şimdiden sabırsızlanıyorum. İyi ki doğdum diyebiliyorum. Gri günlerim için bu güzelliklerden güç almayı planlıyorum. Ve aslında hayattan da çok şey istemiyorum.

Her şeyden önemlisi ben kendi mutluluğuma giden yolu bence buldum. Ve sağlıkla, inançla, sevdiklerimle, hayat ışığımı hiç kaybetmeden tüm kalbimle orada olmak istiyorum. Daha fazlasını değil. Ve bence 27 de bu dileklerime kulak verip bana uğur ve şans getirir...
Devamını Oku

Pazartesi, Temmuz 07, 2014

DÜNYA HALİ | Yengeç


Dikkat dikkat! Bu fotoğrafta gördüğünüz tipik bir Yengeç burcu temsili olabilir. :) Denizi ayrı kenarını ayrı sevmek, mavinin tonuna bağlı duygu değişimleri yaşamak, çok sevindiği zaman da çok üzüldüğü zaman da bire bin katmak gibi özelliklerle kendini gösterir :) Benim bu defaki bire bin katmam sevinçten. Sevincimin sebebi de denizle ilk kucaklaşma. Yer Urla Bodrum koyu. Deniz tam sevdiğim gibi yani buz gibi. Atladıkça çocuklar gibi şen yapan, hafiften de sersemleten iskelesi sayesinde hava pişirse de sorun yok.


Bu fotoğraflar çekilirken renklerle özel bir uyum yaratmak gibi bir amacım yoktu. Uyum kendiliğinden gerçekleşmiş! :o Fonum da ben de çokça sarı, mavi, yeşiliz. <3





Bence biz doğanın farklı farklı çocukları; en çok birbirimizle güzeliz. Bu birbirimize kavuşurkenki coşkulu sevincimiz de belki o yüzden. İşte mesela denizle ilk kucaklaşma, yemyeşil dağla, mis kokulu çiçekle ilk buluşma, çimenlere yayıldıkça mayışma, bulutların arasından geçtikçe oluşan kalpteki kelebek etkisi... Hepsi birbirimize çok yakışmamızdan.

Sanırım aramızdaki kendiliğinden uyumun sebebini buldum! :)

Devamını Oku