lifestyle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lifestyle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Şubat 28, 2016

LIFESTYLE | Defter


Bu defteri kendime yılbaşı hediyesi olarak almıştım. Bazen böyle minik hediyeler alarak kendime motivasyon sağlamayı, kendimi şımartmayı çok sevdiğimden, defterlere ve kalemlere de ayrı bir düşkün olduğumdan kargonun yolunu günlerce beklemiştim.

Ve 2016'ya girerken dileklerim kadar eksiklerimi de sıralamıştım. Eksikleri tamamlayacak, dileklerimi gerçekleştirmeye çalışacak ve hepsini buraya yazarak yıl sonunda yine klasik bir sene değerlendirmesi yapacaktım.

Bunu yapmak da evet o kadar kolay bir şey değildi ama sanki bu defter benim işimi kolaylaştırırdı. Ki gerçekten öyle oldu. Henüz iki ay bitti ama ben bu defter sayesinde zamanın önemini daha iyi anlıyorum. O yüzden şimdilerde eskiden pek beceremediğim zamanı yönetme işini kotarmaya çalışıyorum. Aynı anda yapmak istediklerimi arta kalan zamanımda nasıl tamamlarım, bunun pratiğini yapıyorum.



Arta kalan zaman diyorum çünkü vaktinin ve enerjisinin, çok büyük bir kısmını 9-6 arasında tüketen bir beyaz yakalıyım. Bu şekilde sabote olan haftamın beş gününü sabah dokuzda tavan enerjiyle açıp çoğu akşam bitap bir halde tamamlıyorum. Hayatım boyunca o çok önem verdiğim 'duygu'ya pek rastlayamıyor, beni nereye savurduğunu hala bilmediğim rutin sayesinde bazen kendimi robotmuşum gibi hissediyorum. Zaten robot gibi de davranmam 'gerekiyor' ve benim aradığım 'mutluluk' bence buralarda pek barınmıyor.



Açılan boşluğu doldurmak istediğimde de eve geldiğimde bir köşede sızmak yerine, çayımı elime alıp bu bisikletli kapağı aralıyorum ve o yorgunluk hissim kolayca yok olabiliyor. Tekrar gezeceğim yerleri, yapabilmek için can attıklarımı, planlamanın güzelliğini hatırlamak bana iyi geliyor. Yazıp üstünü çizmek, köşesine tik atabilmek, 9-6 dışında da var olan hayata sığdıracak başka şeyler yaratmak ve bu anlamda ufak ufak şeyler başarmak gerçekten mutluluk veriyor.

Eğer siz de rutinden sebep motivasyon eksikliği duyuyorsanız, başka alanlar yaratmak için vakitsizliği bahane edip bir yandan da size adım attıracak 'o şeyi' arıyorsanız belki size de iyi gelebilir böyle bir ajanda. Nerede satıldığını merak ederseniz de tatlı tasarımcısı Ezel Hanım satışlarını Instagram üzerinden yapıyor 'ezelins' kullanıcı adıyla. İşte böyle.

Herkese mutlu pazarlar!
Devamını Oku

Pazar, Aralık 20, 2015

LIFESTYLE | Mola


Tıpkı o kitapta söylendiği gibiydi. "Hayatım ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu."
Ama böylesine bir dengeyi kurmak da her zaman kolay olmuyordu. Bazen ciddiye alınma konusunda ipin ucu fazla kaçıyor, bazen oyun deyip keyif aldığın yok sayılabiliyordu.

İpler böyle her zaman kendi elimizde kalmazken pek sık rastlanmayan mola şansı da bir kurumsalın makus talihi gibi hafta sonuna sıkışıp kalıyordu. Yarıştığın bu defa da kısacık bir zaman dilimi oluyordu.

İşte bu yüzden yapabilir miyim bilmiyorum ama yeni yılda daha çok mola istiyorum. Daha çok es vermek, daha çok kendime dönmek, içimdeki sesi dışarıdaki kuru kalabalıkla bastırmamak, ben istediğim için "yapmamak" ya da sadece ben istediğim için "yapmak" istiyorum. 


Daha çok okumak, okuduğum şeye en can alıcı yerinde sırf sabah erken kalkacağım diye ayraç koymamak istiyorum. Daha çok yazmak, yazmak için daha çok görmek istiyorum. Daha çok gezmek, gerçekten nefes aldığım zamanlarda saati umursamamak istiyorum.

Ve tüm bu isteklerimle gerçeklerim arasında nasıl bir denge kuracağım şu an için buna bir yanıtım yok. :) Tek bildiğim eğer verecek bir yanıtım olsaydı her şeyin daha sıkcı olacağı. O yüzden başlangıcı bu dileklerden oluşan bir whishlist benden, onların arasına iliştirmelik bilimum sürpriz, mola ve kıyak da 2016'dan!

Herkese mutlu haftalar ve çokça sevgiler!





Devamını Oku

Pazartesi, Temmuz 20, 2015

LIFESTYLE | 27



Tam 27 sene önce, sıcacık bir Temmuz ayında doğdum. Tarihler 20 Temmuz 1988'i gösteriyormuş ki sıcacık anne karnını çok sevdiğimden olacak, ilk geldiğimde pek ses seda etmeyip sonra yamacından ayrılmadığım annemin ilk annelik heyecanı, hep bir kızı olsun isteyen babamın ilk göz ağrısı oldum.

Şükürler olsun ki hep çok sevildim. Geniş bir ailem vardı. Daralmayıp giderek genişleyen bir sevgi çemberi içinde büyüdüm. Üç sene sonra ise şimdiye kadar hayatta olmaktan en mutlu olduğum şeydim; artık abla da olmuştum. Dünyanın en güzel kardeşiyle, paylaşmayı, korumayı, güvenmeyi, kavga ettikten beş dakika sonra hiçbir şey olmamış gibi devam etmenin güzelliğini öğrendim. Onu yeri geldi arkama aldım her şeyden sakındım, yeri geldi korktum önümde durmasını istedim, ama yanı başımdan bir dakika bile ayırmadım. 


Duygusaldım, detaycıydım, hassastım. Konuşmayı, okumayı, yazmayı hep sevdim ve hatta tüm bunlarla hayli erken tanıştım. Daha bir buçuk yaşında ana haber bültenlerini kaçırmayan, ülkenin kabinesini, dünya ülkelerinin devlet büyüklerini takip edip hepsinin ismini sırayla saymak gibi ilginç merakları olan, beş yaşında da okumayı ve yazmayı sökmüş bir kız çocuğuydum. Zaten  her yaşımda da en çok bu şekilde "ben" oldum. Anlatarak, okuyarak, hele ki bir de yazarak.

Güzel arkadaşlar biriktirdim. İçlerinden bazılarını hayatın bana hediye ettiği kardeşler olarak benimsedim. Bazen bana güç olmalarını, bazen "hadi yaparsın"ım olmalarını, bazen sadece dinlemelerini, bazen de acımasız da olsa eleştirenim olmalarını istedim. Zira kabuklarımı en çok onlara kırmıştım. Ve bana hayal ettiğimden fazlası olan güzel dostluklarını verdikleri için onlara hep teşekkür ettim.


Ve aşık oldum. Yaklaşık yedi senedir birbirinden tamamen farklı iki insanın aslında nasıl "bir" olabileceğinin güzelliğini yaşıyorum. Birbiri söz konusu olduğunda akan suları durdurabilecek, hayatta en önemli kararları beraber alabilecek, en keyifli şeyleri beraber yapabilecek, en zor şeyleri beraber aşabilecek "iki"nin diğer yarısı olduğum için, çokça şımartılıp ayaklarım yerden kesilecek kadar sevildiğim için kendimi şanslı hissediyorum.

Her sabah nefes aldığıma şükrederek başladığım günleri bazen çok mutlu, bazen "keşke" diyerek, bazen dipsiz bir kuyuyu durmaksızın sadece ben kazacakmışım gibi umutsuz, bazen heyecandan yerimde duramayarak bitiriyorum. Bazen devamını getiremiyorum, bazen kurduğum hayallerin içimde yarattığı ışığa olanca kalbimle inanıp peşinden gidiyorum. Bazen soluksuz kalsam da olanca gücümle koşuyor, bazen sadece izliyorum.

Defolarımı, sabırsızlıklarımı, heyecanımı, gürültülü halimi, ucu bucağı olmayan hayallerimi; hepsini beni ben yaptıkları için çok seviyorum. 27 pek çok şeye gebe ve ben getireceği güzellikler için şimdiden sabırsızlanıyorum. İyi ki doğdum diyebiliyorum. Gri günlerim için bu güzelliklerden güç almayı planlıyorum. Ve aslında hayattan da çok şey istemiyorum.

Her şeyden önemlisi ben kendi mutluluğuma giden yolu bence buldum. Ve sağlıkla, inançla, sevdiklerimle, hayat ışığımı hiç kaybetmeden tüm kalbimle orada olmak istiyorum. Daha fazlasını değil. Ve bence 27 de bu dileklerime kulak verip bana uğur ve şans getirir...
Devamını Oku

Cuma, Mayıs 08, 2015

LIFESTYLE | Bahar


Bu fotoğrafta çiçekle olan yakın temasımın sebebi, baharın şöyle bir kendini gösterip uzunca bir süre yerini yine yağmur ve soğuğa bırakacak olmasını düşünmemdi. Tıpkı tüm Mart ve neredeyse tüm Nisan'da yaptığı gibi. Ama öyle olmadı! Üstelik bir 23 Nisan günüydü ve bir 23 Nisan klasiği olarak yağmur da yoktu.



























Ve bu durum bana çifte bayram oldu. Güneşi özlemişim! Sıcağına, renklendirdiklerine, mayıştırmasına, gevşetmesine, bazı günlerinde iyice coşup yazı çağırmasına çook hasret kalmışım.

Hafta içini de beyaz yakalı bir kurumsal olarak geçirdiğimden bu 23 Nisan'da çifte bayram coşkusuyla kendimi sokaklara atıverdim! Bu yırtık kot pantolonu da o sebepten tercih ettim. Kendisinin kombinimdeki görevi kurumsal rutinime kısa bir mola vermekti. Spor ayakkabılarım da bu duruma eşlik etti yüksek  topuklardan bitap düşmüş ayaklarıma felekten bir gün çalıverdi. O kadar rahatlar ki gündelik kombinlerde elim başka bir şeye gitmiyor!



























Günün teması madem neşe dolmaktı ben de böyle neşe doldum. O günden beri de zaten artan bir hızla keyifle dolup taşıyorum. Hayat sanırım bu yüzden güzel. Her kışın ardında bir bahar, her gecenin ardında bir sabah olduğu için. Bazen güzel sürprizleriyle beklentilerinin dahi ötesine geçtiği için. <3
Çokça sevgiler herkese:)
Devamını Oku

Pazartesi, Nisan 20, 2015

LIFESTYLE | Hayat kısa kuşlar uçuyor





Herkese merhaba!
Eğer siz de benim gibi pazartesi sendromunu hala atlatamayanlardansanız hafta sonu fotoğraflarına bakabilirsiniz :) Bu yöntemle sendromumu hafifletmek bana çok iyi geldi. Hatta bu hafta sonunu öyle keyifle, öyle enerji toplayarak geçirdim ki sanırım tüm haftalık enerji depom hazır! Üstüne hafta arası bir gün tatil de bonus <3
Hafta sonu bu manzaraya bakıp yürürken aklımda çokça şey geçti. Sahilde yürüyen kalabalık gruplar, çimlere yayılıp mayışanlar, banklardan gelen kahkaha sesleri, dolup taşan sahil kafeleri, selfie'nin türlü halleri, insanların olanca telaşsızlığı; en az o gün yürüdüğüm 5.5 km kadar iyi geldi. 



Sporu hayatımın bir parçası yapma kararım üç ay önce pilatesle başlamıştı, şimdilerde yürüyüşle devam ediyor. Hem çok naz yapsa da güzelleşen havalar bu karar için biçilmiş kaftan değil mi. Hele bir de doğanın da yeni uyandığı saatlerde <3 



Uykuya da çok düşkün olmadığımdan sabahın erken saatlerinde kendime ayırdığım bol oksijenli bir saat bana çok iyi geliyor. Doğanın sessizliği insana çok şey fısıldıyor. Güneşi kuytuda kalmışlarını aydınlatıyor. Rüzgarı senin dokunmaya cesaret edemediklerine dokunuyor. Kokusu soluksuz çalıştığın zamanlara ödül olup nefesini açıyor. Kuşlar da fon müziği olup uçuyor.

Sahi Cemal Süreya o şiirinde ne güzel söylüyor;
Hayat kısa kuşlar uçuyor!


Devamını Oku