Dünya Hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya Hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Temmuz 07, 2014

DÜNYA HALİ | Yengeç


Dikkat dikkat! Bu fotoğrafta gördüğünüz tipik bir Yengeç burcu temsili olabilir. :) Denizi ayrı kenarını ayrı sevmek, mavinin tonuna bağlı duygu değişimleri yaşamak, çok sevindiği zaman da çok üzüldüğü zaman da bire bin katmak gibi özelliklerle kendini gösterir :) Benim bu defaki bire bin katmam sevinçten. Sevincimin sebebi de denizle ilk kucaklaşma. Yer Urla Bodrum koyu. Deniz tam sevdiğim gibi yani buz gibi. Atladıkça çocuklar gibi şen yapan, hafiften de sersemleten iskelesi sayesinde hava pişirse de sorun yok.


Bu fotoğraflar çekilirken renklerle özel bir uyum yaratmak gibi bir amacım yoktu. Uyum kendiliğinden gerçekleşmiş! :o Fonum da ben de çokça sarı, mavi, yeşiliz. <3





Bence biz doğanın farklı farklı çocukları; en çok birbirimizle güzeliz. Bu birbirimize kavuşurkenki coşkulu sevincimiz de belki o yüzden. İşte mesela denizle ilk kucaklaşma, yemyeşil dağla, mis kokulu çiçekle ilk buluşma, çimenlere yayıldıkça mayışma, bulutların arasından geçtikçe oluşan kalpteki kelebek etkisi... Hepsi birbirimize çok yakışmamızdan.

Sanırım aramızdaki kendiliğinden uyumun sebebini buldum! :)

Devamını Oku

Pazar, Mart 23, 2014

DÜNYA HALİ | Haftanın ardından

Blogumun isminden aldığım ilhamla bundan sonra DÜNYA HALİ başlığı altında haftalık olup bitenleri, bende yer edenleri, etkilendiğim şeyleri yazmaya karar verdim. Bu dizinin ilk yazısında işte benim gözümden bu haftanın gelişmeleri:

YGS

Yaklaşık iki milyon gencin hayatını etkileyen YGS sonuçları açıklandı. Böyle sınavların başarıyı ne ölçüde doğru ölçtüğü tartışılır evet. Herkes bu sunavlarda başarılı olacak diye bir şey de yok. Başarının kıstası da asla bu sınav değil. Ama bazı başarı hikayeleri var ki yadsımak imkansız. Bu senenin birincisi Hümeyra Çelik'in de aynen o şekilde ve gazetelerde okuyunca beni çok etkiledi. Dört çocuklu orta gelirli bir ailenin en küçük kızıymış Hümeyra. Yatılı okumuş ve kendi başarısını koşulları bahane etmeksizin kendisi elde etmiş. Ve birincilikten bahsediyoruz.

Ben bu yüzden zor koşullardan elde edilen başarıların daha kalıcı bunu yapabilen insanların da daha şanslı olduğunu düşünüyorum. Neredeyse bir araba parası dersane ücretleri vermek, daha ilkokuldan başlanılan özel dersler, evde sınırsız konfor tamam belki önemli de. Demek ki daha başka bir şey işte ve daha anlamlı. Bence Hümeyra'nın başarısı hem takdir edilesi, hem de çok anlamlı. Devamını LYS'de de getirmesi dileğiyle.

BARIŞ SÜRECİ VE AKİL İNSANLAR

Ben otuz yıldır kanayan yaraya açıkçası hep şu açıdan baktım, yıllar yılı ölen


Devamını Oku

Pazar, Ocak 19, 2014

DÜNYA HALİ | Beni bu güzel havalar mahvetti




Birçoğumuzun ortalama bir günü her ne kadar ofislerde geçiyor olsa da, haftasonu alternatifi olarak AVM'ler her ne kadar liste başımızda yer alsa da sokakta olmanın, sokağı solumanın tadı hiçbir şeyde olmuyor.


Benim de nispeten daha çok sokak havası soluduğum şu son günlerin en sevdiğim kısmı Kordon yürüyüşlerim. Kordon o hiç rahatsız etmeyen kalabalığı ve albenisiyle, cıvıl cıvıl halleriyle, telaşsızlığıyla, falcısıyla, boyozcusuyla, çaycısıyla hemen her İzmirli gibi benim de biriciğim!




Pozitif enerji almalara, negatif enerji atmalara doyamadığım Kordon'da geçen bu günde bir torpil de güneşten geldi! Sarı kız o gün sıcaklığını ve ışıltısını gösterirken hayli cömertti. Haliyle sonrasında hiçbir şeye adapte olunamamış Orhan Veli'nin dediği gibi beni bu güzel havalar mahvetmişti. :)


Ben de bu güzel hava, yağmurlu geçecek bir haftada hepimize moral olsun istedim. Yağmurlu haftaya bir moral de yine Orhan Veli'den gelsin;

Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş

Maviliklerde sefer etmek!

Bir sahilden çözülüp gitmek

Düşünceler gibi başıboş

 

Açsam rüzgara yelkenimi;

Dolaşsam ben de deniz deniz

Ve bir sabah vakti, kimsesiz

Bir limanda bulsam kendimi.

 

Bir limanda, büyük ve beyaz...

Mercan adalarda bir liman...

Beyaz bulutların altından

Gelse altın ışıklı bir yaz.

...

Çantamızdan şemsiyenin ve şiirin eksik olmayacağı şahane bir hafta diliyorum herkese... :)
Devamını Oku

Pazar, Kasım 24, 2013

DÜNYA HALİ | Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi


Eskişehir'e gitme kararımız kesinleşince gezmek istediğim yerlerin başında Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi geliyordu. Bu sene Mayıs ayında açılan müze Madam Tussaud Müzesi'nin Türkiye'deki ilk örneği olacaktı. Heykeller de aynı zamanda usta bir heykel sanatçısı olan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen'in elinden çıkınca merağım katlanmıştı.

Biz de hafta sonuna sığdırdığımız Eskişehir gezimizde ilk olarak cumartesi müzeye gittik. Ancak öyle uzun bir sıra vardı ki o gün giremedik. Bir de son zamanlarda Eskişehir'e düzenlenen turlar da artmış, tur kalabalıklarından girebilmek hele ki daha zordu. Hal böyle olunca tek umudum pazara kaldı. Ve pazar günü meraktan uyku tutmayan bünyemle 7'de ayaktaydık. :)

Pazar günü müzeyi gezebilmek için erken bir saatte sıraya girmemize rağmen biraz kuyrukta bekledik. Ama geç çıksak o gün de giremezdik. O yüzden benden söylemesi, müzeyi hafta sonu gezecekseniz erkenci olun. :)

Müzede ise beğenmediğim hiçbir şey yoktu. Gelen konukların valizleri, kabanları, poşetleri vs. koyabileceği vesityerden içeride bulunan fotoğrafçılara, seslendirme efektlerine kadar her şey çok ince düşünülmüş ve üzerine çok emek verilen bir yer olmuş. Ancak en sevdiğim yanı müzeden elde edilen gelirin engelli ve kız çocuklarının eğitimine gitmesi oldu.


Yılmaz Büyükerşen biraz da bu yüzden bambaşka işte. Sayesinde şehir hem her geçen gün daha çok sanat ve kültür kokuyor, hem de Yılmaz Hoca yoktan var ettiklerinin kazancını böyle kutsal şeyler için harcıyor.

Bir de halkını iyiye layık görmek...Yılmaz Hoca aynı zamanda halkını hep en iyisine layık görenlerden. 'Londra'nın Madam Tussaud'ı var bizim neden olmasın' diye onca işin arasında böyle ince ve kıymetli bir işe de vakit ayırabiliyor.

Biraz da müzeden kareler;



Öncelikle parlayan yüzler için özür diliyorum. Ama en çok etkilendiğim bölümlerden olduğu için paylaşmadan da edemedim. Öyle ki tam yüzlerin seçildiği gerçek görüntüde Cumhuriyet'in neden bayram olabilecek kadar güzel olduğunu daha iyi hissediyorsunuz.


Bu görüntüde şunu düşündüm: ben Ülkü Adatepe'yi hep böyle hatırlamak isteyenlerdenim.





Müzede güzel yazarlar, güzel şairler vardı.


Burası da eski Türk filmleri kokan kısımlardandı. Kılıcını kuşanan bir Cüneyt Arkın, sert ama babacan Hulusi Kentmen. Hafızamızda en çok yer edinenlerden değiller mi? :)


Gitmişim o kadar Söz Sende'ye konuk olmuşum! Biraz Balçiçek Hanım'daki program ciddiyetinden değil mi? Ne gezer; poz verme derdindeyim. :)


Beyaz ve Eskişehir. Eskişehir'de okuyan her öğrenci orayla biraz özdeşleşmiş olmak ister. Bence Beyaz o öğrencilerin hem en çalışkanlarından hem en şanslılarından.


Asil ve zarif kadın Zuhal Olcay...




Hababam Sınıfı da oradaydı. Hafize Ana her zamanki gibi güleç :) Badi Ekrem biraz yaşlanmış, Kemal Sunal bildiğimiz Kemal Sunal... Bu bölüm yüzümde en tebessüm oluşturan bölümlerden biriydi.



Yılmaz Hoca sporcuları da atlamamış. Ve burada dikkat çekmek istediğim bir nokta daha var. Eskişehirspor'lu Fethi Heper profesyonel futbolcuyken profesör olmuş tek futbolcumuz. Kendisi aynı zamanda maliye profesörü. Birden çok mesleği olan insanlara ne kadar hayran olduğumu daha önce de belirtmiş miydim...



Yıldız Kenter-Müşfik Kenter. Yine aynı tevazuyla karışık zarafet yok mu tavırlarında... Ne özel insanlar,ne özel sanatçılar... 


İş dünyası da oradaydı. Sabancı'lar, Koç'lar... :) Benim favorim ise şıklığıyla ve jantiliğiyle her daim göz dolduran Rahmi Koç. :)



Gezerken bir de baktım ne göreyim; Pretty Woman'la da karşılaşmışız! :) Sandalyesini görünce hemen geçtim, hatıra fotoğrafımız oldu. :)


Barış Abi... En özlediklerimden ve özellikle biz 'Adam Olacak Çocuk' kuşağının en sevdiklerinden... Gitarıyla o da oradaydı. Ama ben yanına geçince gitarını kapatmışım. :)


Bu topraklardan bir Aşık Veysel geçmiş. Hatırası, türküleri ne büyük gurur bize, ne büyük miras... 


Çok kıymetli hekimlerimiz de oradaydı...


Görüldüğü üzere fotoğrafta aşikar bir çaba içindeyim. :) Ama yapacak bir şey yok gözü Angelina'dan başkasını görmüyor. :p


Albert Einstein ve ona ayrılan bölümün konsepti benim çok hoşuma gitti. 


Ve Mevlana... Yaşadığımız sürece ondan okuyup, ondan öğrenmek çok büyük zenginlik değil mi... (pek tabii Gülben Ergen'leşmeden. :o ) Heykelini gördüğümde aklıma bir kez daha, ilk bu geldi... 



Yılmaz Hoca aynı zamanda sarı basın kartına sahip bir gazeteciymiş. Bu da kendi heykel yaparkenki heykeli. Azerbaycan'ın müzisyen kültür bakanı var diye hep kıskanrdım ama böyle zamanlarda aklıma Yılmaz Büyükerşen'i getiriyorum. :) Onların çok kıymetli müzisyeni ve bürokratı Polad Bülbüloğlu varsa; bizim de hem sanatçı, hem gazeteci, hem akademisyen belediye başkanımız var. :)


Ve bana göre o Türkiye için misal teşkil edecek ender insanlardan. Bugüne kadar yaptığı her şey zaten hep çok özgün, çok farklı oldu. Ama bu müze bambaşka olmuş. Kıymetli emeği için ellerine sağlık... Henüz ziyaret etmemiş olanlar için de hararetle tavsiye...


Devamını Oku

Salı, Ekim 29, 2013

DÜNYA HALİ | Bazı hikayeler güzeldir...


Herkese mutlu günler ve en güzel bayram 29 Ekim'in doksanıncı yılında mutlu bayramlar! Bugün size yakın zamanda keşfettiğim ve bağımlısı olduğum bir siteden bahsedeceğim.

Hani bazı kalıp laflar vardır 'bir film izledim hayatım değişti' ya da 'bir kitap okudum hayatım değişti' gibi. Hayatınız değişir mi bilmiyorum; ama bikafalar'ı keşfedince hayat algınızda büyük ölçüde bir değişme olacağına ya da aynı şeyleri hissettiklerinizle, benzer yollardan geçtiklerinizle karşılaşmanın verdiği o güzel hissi yaşayacağınıza çok eminim.

Aslında onların böyle bir iddiaları var mı; hayır! Çünkü verdikleri emek o kadar çabasız ve yalın şeyler için ki; benim bikafalar'a ilk sempatim böyle oluştu. Sonrasında ise hayat denen şeyin büyük büyük iddialardan ne kadar uzak olduğunu, hayatın en çok, en sade haliyle algılandığında aslını gösterdiğini, hırsların, kibirilerin, bitmek bilmeyen istemelerin gereksizliğini ve bizdeki ağır yükünü, aslolanın 'standart gerçekleri' değil kalbini dinlemek olduğunu hatırlatmaları da beni mest eden tarafları oldu!

Bunların hatırlatılmasına artık çok ender gerek görülürken, insan giderek robottan ve duygusuz kararlardan ibaret sayılmaya başlanırken de her bir videoları ilaç gibi geldi!
Bence siz de çok geç olmadan bu güzel hikayeler zengini siteyi keşfedin. Bir video izlediğinizde bir sonrakini nasıl merak edeceğinizi, acaba sonrakinde kendimden ne göreceğim hissini yaşayıp tadın.

Ben bikafalar'da ilk Burak Ünaldı röportajını izlemiştim. O günden beri de her gün bir doz MFÖ-Bazen alıyorum. :) Bir de hala o röportajdan bir cümleyi düşünüyorum: "Sevdiği işi yapan hayatta bir gün bile çalışmazmış." demişti Burak Ünaldı. 

Hepimiz bu cümlede kendimiz görebiliyor muyuz... Görebiliyorsak eğer ne kadar şanslı olduğumuzun farkında mıyız...



Devamını Oku